
Kitap kurdu demek yetmez bana başka bir tanım bulunmalı benim için, henüz ben de bulamadım... Çok küçükken başladım okumaya hatta okumayı söktüğümde gözüm ablamların kalın romanlarında, ya da ansiklopedilerdeydi. Kimseyle konuşmadan günlerce, sabahlara kadar okuyabilirdim hala da öyleyim... Ne kadar şanslıyım ki benim gibi cilt cilt ansiklopedi okuyan biriyle evliyim.
Küçükken almaktan en çok hoşlandığım hediyeydi kitap, babamın bana aldığı Kemalettin Tuğcu kitaplarını hatırlıyorum her yeni kitap hazine gibi gelirdi bana.
Okudukça keşfettiğim herkesten önce öğrendiğim öyle çok bilgi, kültür almıştım ki hayata sanki yaşıtlarımdan daha fazla hazırdım, her zaman da önde gittim...
"Bir Çalgıcının Seyahati" Küçükken ranzanın tepesinden inmeden ara vermeden bir solukta okuduğum muhteşem kitap, hala bazı sahneleri öyle net aklımda ki gülümsemeden edemiyorum. İki arkadaşın başından geçen maceraları anlatıyor. Alfred Müller ve Friedrich Schiller Almanyayı geziyorlar ve çalgıcılık yaparak geçiniyorlar. Ama ne geçinmek canım... Su çorbalarında maydanoz avından tutun da bir küçük küflü ekmek parçası için birbirlerini yemeleri... Aklıma geldi nette aradım karşımda görünce kitabı, gözyaşlarıma hakim olamadım.
Tam 25 sene olmuş...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder